TempoBet

Nefs ve Maneviyat Psikolojisi

» Nefs ve Maneviyat Psikolojisi

 

FullSizeRender (1)

Maria Montessori’nin, “çocuğunuz size rehbelik eder, sadece gözlemleyin” diyen felsefesi ile karşılaştığımda, gözlemlemek denilen eylemin, insanın kendini ve çocuğunu gözlemlemesinin, bu kadar zor olabileceğinin farkında değildim şüphesiz. O dönemde, gördüklerimin, görülebilenlerden ibaret olduğunu sanıyordum ama başka bir dünyanın daha olduğunu da “seziyordum.”

Psikiyatr Dr. Mustafa Merter Hocam’ın kapısını ısrarla çalışım, bu günlere denk geliyor. 2010 yılının son günlerinde verdiği seminerlerde ısrarlı sorularıma bıkmadan verdiği yanıtlarının ardından, analize aldığı öğrencilerinden biri olma şerefine erişmiştim.

Yaklaşık 5 yıl süren analizim boyunca, bilinçdışı dünyasını ve nefs yapılanmasını anlamaya gayret ettim. Şunu gördüm ki, insanı anlamak için sunulan psikoloji literatürü yeterli değil. Hocamın ifadesi ile insanı “yatay varoluş alanına” hapseden bir insan tanımı, bizi yoruyor.

Annelik, kadının dönüşmesi, gelişmesi, tekamül etmesi için sunulan bir fırsatken, kendini görmek ve gözlemlemek isteyen bir anne-kadın, hali hazırdaki kuramlara göre içine nasıl dönebilir ki? Hasılı kelam, bu keşif yolculuğunda rehberimin Mustafa Merter olmasının şükrünü nasıl eda edebileceğimi bilmiyorum.

Şimdi bir nefs psikologu, bir rüya analisti olarak bu alanda hizmet verdiğim günlerde anlatmamız gereken ne kadar çok şey olduğunun farkına varıyorum. Önce nefs yapılanması anlamamız gerekiyor, ardından tekamül potansiyelimizi fark etmemiz ve hayat yolculuğumuzun daha anlamlı ve derinlikli hale gelmesi için gayret etmemiz gerekiyor.

Muhterem Hocam’ın ifadeleri ile…

“Nefs psikolojisinin bize öğrettiği, duygu ve hâl farklılığıdır. Duygular veya nefs-i emmarenin sıradan hâlleri, bir ressamın boya paletinde taşıdığı, sınırlı sayıda renklere benzer. Sözde sevgi, nefret, korku, kaygı, hırs, şehvet, gurur, kibir, haset, yetersizlik, güvensizlik, utanç, atalet, öfke, nefret, kin, intikam…yukarıda temas ettiğimiz telvin halinin “boya” larıdır. Kâh o boyayla kâh bu boyayla boyanıp hayatımızı sürdürürüz. Yunus Emre Sultanımız ne de güzel tasvir eder…

Kâh eserim yeller gibi, kâh tozarım beller gibi, kâh coşarım seller gibi. Gel gör beni aşk neyledi, derde giriftar eyledi…

Ama Rabb’ul Âlemîn bizleri sadece bu sınırlı sayıda “boya potansiyeli” ile yaratmamıştır. Yukarıda saydığımız nefs-i emmâre hâllerinin yanı sıra, sonsuz sayıda başka lâtîf (inceltilmiş), temizlenmiş, saf, rahatlatıcı, müjde verici, teskin edici hâller de ihsan edilmiştir. İşte nasıl nefs-i emmare ve alt şuur-dışı bu menfi hâllerle dolu ise, nefs mertebelerinde yükseldikçe bunlar solar gider ve insan bu “rahmâni hâlleri” yaşamaya başlar. Asıl olanlar bunlardır, diğerleri ise gölge mesabesindedir.”

Bütün çabam gayretimiz bu bilincin gelişmesi ve yayılması içindir diyebilirim.

Nefs Psikolojisi, insanın kendini anlama,tanıma, bilme yolculuğunda bize yepyeni bir harita sunuyor ve pusulamızın da içimizde dürülü olduğunu söylüyor.

-Değişmek zorunda mıyım? Olduğum gibi kabul etsene beni. -Olduğun gibi kabul edebilseydim seni, değişirdin. -🤔