CAN ÇOCUKLARI İLE TANIŞMA

il_570xN.535725362_ccss

 

Uzun zamandır kendi ile karşılaşmayı bekliyordu.  Sayısız gündür.  Belki de doğumun dan, hatta anne rahmine düştüğü ilk günden beri arıyordu kendini.  Doğumunu bekleyen telaşlı gönüller den başlamıştı belli ki bu süreç.
Uzun uzun yıllar ertelemiş ya da ertelettirilmişti bu arayış.  Hızlı çok hızlı akan bu hayatın içinde her nefeste kendinden uzaklaşır olmuştu git gide ve farketmeden .  Uzaklaştıkça içinden büyüyen hasreti bastırmaya çabalayarak.
Bir gün o hasret öyle büyümüş ,öyle can acıtır olmaya başlamıştı .  Bir kapı aradı kendine  bu hasreti dindirmek için .   Yüreğiyle açabilmeliydi bu kapıyı.  Kapının  ardındakileri görmek için cesaretini çoktan toplamış, niyetini almıştı.   Bir başlangıç yapmalıydı kalbine giden gerçek yolu bulmak, kendi olabilmek ve kendine vuslatı yaşamak için.

Kalbinin üzerine çok kapı kapatmıştı yıllar yılı.  Bu kapıları sebep sonuç ilişkileri mühürlemek için de beynine bir hayli mesai yaptırmıştı oysa .  O sebeplerden kurtulup canına ulaşmak istiyordu artık   . Tam da canına susamıstı  . Kana kana can içmek. Kanata kanata bu kapıları açmaktan geçecekti anladı nihayet.

Kapılardan ilki ve en büyüğü dili susturup kalbe döndüğünde açılacaktı  belli ki.  Bu ilk kapıyı aralayabildiğinde diğer kapıların kilitlerini de yavaş yavaş gevşetebileceği görülüyordu kalbinden bakınca .

Bu kapı zordu. Tokmağına ulaşmak , susmak için ağzına koyduğu çakılları üst üste dizip üstüne bedeniyle değil kalbiyle tırmandığında mümkün olabilecekti.          Zor du, hem de çok.

Ama bir kere uyanmıştı.  Bir kere o hasret kalbini derinden yakmış ve vuslat olmadan gerçek atımına ulaşamayacaktı bu kalp.

Kapılarin ardında tertemiz bakışlı kız çocukları olduğunu gördü ilkin . Cıvıltılarını duyuyordu.  capcanlıydılar.  Gözlerinden fışkıran masumiyeti hissedebiliyordu . Yepyeni ve heyecan dolu işler yapmak için can atıyor gibiydiler .

Anladı ki   bütün o çocuklar kendiydi o kız çocuklarının .  Kendi kendine izin verebilseydi  nefs  diyarın da ki can çocuklarına kavuşabilecekti.

O canlarla yeniden doğup,  kendini bulabilecekti belki de . Kendini bulunca da  mutmain olan o kalp , etrafına da yas değil şenlik yaşatacaktı .

Öyle özlüyor öyle istiyordu ki artık kendine ,canlarına ulaşmayı.   Aşk tı bu tam anlamıyla ; kendinden kendini var edene ulaşan kutlu bir aşk…

Korkularına ve ümitsizliklerine yenilecek gibi olduğu zaman kalbine şunu fısıldıyordu artık

“-Uyandırıldın bir kere, tekrar uyuyamazsın merak etme, artık yoldasın ve canların kapıların arkasında. Capcanlılar ve doğmak için senin sahici ıkınmanı bekliyorlar. Sancın çok kıymetli o senin habercin.”

O kapı ardındaki kızlar  onu bekliyordu.   Ellerinden tutup bir çember kurarak , hoplaya zıplaya kendi şarkısını  söylemek istiyordu artık. Niyet etmiş harekete de geçmişti,  şükretti. Derin bir nefes aldı nefesini verecekti ki ,nefesinden nefes nasip olan Küçük kızının sesi ile uyandı .

Kalbi ile temas kurup elini eline aldı  yavrusunun.

“- Sağ ol kuzucuğum.” dedi.
Uyandırdığın için , var   olduğun için ,  doğumunla kendime doğmama vesile olduğun için  sağol. ”

 

Sümeyra SAĞLAM

((Bu yazı “Kendine Doğmak “Kitabı okuması sonrası  görülen bir rüyadan  kurgulanmıştır )))
25.10.2017