Berin’den önce, Berin’den sonra…

Berin’den önce, Berin’den sonra…
Farkındalık hep dilimde dolaşan bir sözdü.

Hep farkındaydım birşeylerin ama hayata geçiremiyordum.

Bir yerlerde sıkışmış kalmıştı o farkındalıklar.

Çekip sıyırmam gerekiyordu kemikleşmiş farkındalıklarımı,duygularımı olduğu yerden..

İnsanı umutsuzluğa götüren yegâne duygu çaresizlik bence..

Sonu hüsranla biten bir sürü hayat belkide..

Ne yapmalıyım? Nasıl yapmalıyım’ın peşine düşememek korkutucu.

Hayatın tadını alamamak tuzunu atamamak..

Benim  sürecim bunu farketmemden epey sonra başladı. Yardım almak aklıma gelmedi hiç. Çünkü yardım edilecek durumda değildim.

Belkide “yardım” farkındalığımı uyandıran kimse olmamıştı hayatımda. Sonra biri adeta usta bir müzisyen gibi parmaklarımın ucuna dokundu, piyanonun tuşlarına basar gibi bastı tuşlarıma.

Bir filmde vardı. Piyanonun tuşlarına basılınca şifre çözülüyordu. Benimde çözülme vaktim geldi dedim kendime ve Berin hanımla tanışma fırsatı yakaladım.

Çok çalmışım yüzüme kapanan o kapıları oraya gittiğimde farkettim. Neler koymuşum kapıların önüne neler..ne ziller ne tokmaklar ne anahtarlar..gördükçe bende şaşırdım. Çözüldükçe kilitler tek tek açılmaya ve benden sesler gelmeye başladı.

Bülbül gibi şakımadım önceleri. Tiz bi ses çıktı ilkinde ama sonra kalınlaşmadı da..normalleşmeye başladı. Olması gerektiği gibi hissettiğim gibi kendimi ifade etmek istediğim gibi.

Kapıları bazen kendi kendimize açamıyoruz,anahtarı içerde unutuyoruz kaybediyoruz çok kilitlemişler diyoruz. Diyoruz da diyoruz. Bahaneler yığınlarca.

Aslında hayır! Kapılara kilitleri kendimiz vuruyoruz.

O kilitleri açmakta yine bize düşüyor. Ama bir çilingir olursa daha çabuk açılıyor kapı gerçek hayatta olduğu gibi. O benim kapım ben kilitledim ben açarım olmuyor bazen. Tabiki benim kapım ama yalnız açılmıyor bazı kapılar,kilitler..

Beni yanlız bırakmadığı için o kapıların önüne götürdüğü için ve o kapıları açmama yardım ettiği için bir nevi çilingirim olduğu için Berin’e sonsuz teşekkürler..bahtiyar olsun..