Gaziantep Toplantısı

Geçtiğimiz hafta 11-12 Nisan tarihlerinde Gaziantep Üniversitesi ve KAGEM Gaziantep işbirliği ile düzenlenen Nefs ve Maneviyat Psikolojisi programlarına katıldık.

İlk gün Muhterem Hocam Psikiyatr Mustafa Merter’in iki konferansını dinledik. Üniversite öğrencileri ve halka hitap eden Merter, Nefs Psikolojisi’nin hem psikoloji hem de maneviyata bakışımızda açtığı ufuklara değindi.

Katılımcıların sorularından bazılarını sosyal medya hesaplarımda paylaştım. Bunlardan en dikkat çekenlerden birisi hiç şüphesiz “sanal bağımlılık” üzerine olanı idi.

Genç bir üniversite öğrencisi, Hocam’ın sanal bağımlılık bize ne yapıyor sorusuna “bizi hissizleştiriyor!” diyerek, kendisinin hep ifade ettiği “kalbin ölmesi” durumuna adeta açıklama getirdi. Genç kardeşimiz, hasta bir arkadaşını ziyaret ettiğinde hissettiklerinin yerini, şimdilerde whatsapp’tan attığı bir “geçmiş olsun” mesajının aldığından (aslında alamadığından!) bahsetti.

Çoğumuzu içine çeken bu yaşam tarzı, büyük bir tehlike olarak büyümeye devam ediyor. Kalbî ilişki kuramayan insanın yaşadığı kabz hâlinden kurtulmak için; çoğu insan, yine sanal ilaçlara sarılıyor.

Oysa ki Hocam’ın da defaatle ifade ettiği gibi, Allah; insana insandan tecellî ediyor. Bizi Allah’a yaklaştıracak, yakınlaştıracak olan yol, birbirimizden geçiyor.

Ertesi gün gerçekleşen workshop’ta ise alan profesyonelleri ile Nefs Psikolojisi’nin getirdiği bakış ile yapılabilecek çalışmalara odaklandık. Hakim paradigmanın dışından bakarak, bilimsel bir yöntemle neler yapılabileceğini konuştuk.

Bilhassa Suriye’den gelen mültecilerin de etkisi ile şehre hakim olan “diğergamlık, fedakarlık” gibi hasletlerin; toplumun “kaygı düzeyine etkisi” üzerine araştırmalar yapılabileceğine değindik.

Hocam’ın her zaman ifade ettiği gibi, hâllerin yaşanamaması; insanı bir varoluş katına hapsediyor. İşte bu hapsolma hissinden kurtuluş da, ancak varoluşsal bir değişimle mümkün oluyor.

Gaziantep halkı ve kurum yetkilileri, hem sözleri hem de tavırları ile şehirde hakim olan “isar kültürü”nü bize hissettirdiler. Öyle umuyoruz ki, bizim medeniyetimizin olmazsa olmazları olan bu değerlerin; bilim dünyasında gün geçtikçe daha da çok araştırmaya konu olması, dünyanın daha iyi bir noktaya doğru gitmesine vesile olacaktır.

Hocamızın sunumlarında hep değindiği gibi, sadece karanlık yönlerinden ibaret sayılan; alt katlara hapsedilmiş bir insan tasavvurunun ürettiği günümüz medeniyeti köklerini psikoloji bilimine dayandırmaktadır. Bu demektir ki, “yeni bir insan tasavvuruna” kadim bilgiye dayanan bir insan tasavvuruna dayanan bir medeniyet anlayışına acilen ihtiyacımız vardır.

Bu ve benzeri çalışmaların bereketlenerek arttığı, kendini bilenin Rabbini bileceği sırrına vakıf akademisyenlerin, bilim insanlarının çalışmalarının toplumla buluşacağı günleri birlikte görebileceğimizi umuyor, misafirperverlikleri ile bizi onure eden Gaziantep Kagem ekibine teşekkürlerimi sunuyorum.